Evet mutfak aletlerimiz tamam az çok hangi yemeği yapmaya karar verdiğimiz de tamam şimdide biraz gıda alışverişine göz atalım.
Milona'ya gelmeden önce İstanbul da yaşıyordum. İstanbul da hemen hemen her semtin pazarı vardır. Önceleri hep pazardan alışveriş yapıyordum. Çalıştığım için çoğu zaman akşam pazarına kalıyordum. Eve gelincede aldıklarımın yarısı haydi çöpe. Durum böyle olunca bende markete gitmeye başladım.
Evet pazardan daha pahalı, herzaman istediğniz tazelikte sebze ve meyve bulamıyorsunuz, bende daha az almaya bulduğum en taze sebzelerle yemek yapmaya başladım. Çoğu zaman, ne yemek yapmaya karar verseniz bile, markette bulduğunuz tazelikte gıdalara göre fikriniz değişeveriyor.
Sonunda, işime yakın bir pazar buldum. Mevsime göre çıkmış sebzeleri almak her zaman önceliğim oldu. Örneğin kışın bizim eve, salatalık ve (cerry domates dışında) domates girmez. Bir nokta daha, hep aynı pazarcıdan alısanız size bir kaç hafta sonra en iyi malzemeyi vermeye başlıyor.. Bundan dolayı; meyve için ayrı, sebze için ayrı, yeşillik için ayrı pazarcıdan alışveriş yaparım.
Her hafta pazara gidip bu yöntemi uyguladığınız da; hem fazla zaman kaybetmeden hemde kaliteli ürünler almaya başlarsanız.
Arkadaşlar, Milano'da yaşarken buradaki pazarlardan söz etmemek olmaz diye düşünerek, sizlerle kısaca paylaşımda bulunmak isterim.
Milanoda ise hemen hemen hergün bir semtin pazarı var ve semtler birbirine çok yakın. Ve benim yine pazarcılarım var. Buradaki tek fark ürünü verirken eğer kötüyse vermiyor yana ayırıyor yani parasını verdiğin gıdayı hakkıyla alıyorsun. Bizim pazarlardan bir farkıda pazarda gözle seçebilirsin, elleyemezsin, tadına bakmak istersen pazarcının elinden almak zorundasın.
Pazar fiyatları market fiyatlarından bazen daha pahallı bile olabiliyor ama malzemenin kalitesi biraz düşük yada elinde kalmasını istemiyorsa fiyatıda yarı yarıya düşüyor. Örneğin kabak çiçeği burda dolma için satılmıyor makarna dahil pek çok yemekte kullanıyor ve sadece mevsiminde bol miktarda ve çok uygun fiyata satılıyor.
İtalya bir akdeniz ülkesi olduğu için markette de, pazarlarda da sebzenin pek çok çeşidini bulabiliyorsunuz. Örneğin yumru kerevize pek sık rastlamasam bile, bizim kereviz sapı olarak bildiğimiz sebzenin en az dört beş çeşidi mevcut. Malesef hepsini henüz denemedim.
İstanbul'da oturduğum semtin çevresinde pek çok market, kasap ve yufkacı vardı. Ben ise hepsinden ayrı bir ürün alıyordum. Bir marketten bonfile ve tavuğu lezzetli olduğu için, diğer bir marketten sebze alışverişimi yapıyordum. Hem daha uygun fiyata hemde daha kaliteli ürünler alıyordum.
Yeni bir yerde hayata başlayınca iki, üç ay içinde yine aynı rutini yakalıyorsunuz. Milano'da da böyle oldu. Bazı ürünler belli markaların dışına çıkmıyor daha sonra balık için hangi markette gideceğimi, et için nerde daha lezzetli alacağımı öğrendim. Marketlerin gıda ürünlerini denemeden öğrenilmiyor.
Önemli bir noktada; mutlaka aldığım ürünlerin mutlaka son kullanma tarihleri ve üretim tarihlerine bakarım. En iyi bildiğim marka bile olsa, ezbere ürün almam. Yemeğinizin kalitesi için bu çok önemlidir.
Sonuç olarak bence taze ürün kalite demektir. Kaliteli ürün demek nefis yemeklerdir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder